Denizcinin Batıl İnançları

Birincil sekmeler

Son Değişiklik : 11.05.2020
Bu sayfaya katkıda bulunanlar : Tafa

https://www.thebluematter.com/tr/blog/2020/04/28/sailors-superstitions-b...

Denizciliğin en güzel yanlarından biri, pratikte ulusal ve kültürel sınırların ötesine geçmis olmasıdır. Denizcilikle ilgili, bilgiler, beceriler, kurallar, uygulamaların çoğunluğu herhangi bir coğrafi sınır tanımaksızın dünyanın her yerinde aynı. Hatta denizcilik gelenekleri ve folkloru bile, yerel kültürlerin ötesine geçip, gezegenin her yerinde büyük benzerlik göstermekte. Bence denizciliğin en büyüleyici yönlerinden biri de, dilden, renkten, pasaporttan bağımsız olarak, dünya çapında bir kardeşlik ağının bir parçası olduğunu hissetmek.

Konu denizcilik gelenekleri ve folkloru olunca, yüzyıllardır denizcilik inanışlarının benzerlikleri de oldukça ilgi çekici. Bu inanışların bazıları, yaygın batıl inançlar bazıları ise gelene efsane, öykülere dayalı söylentilerden oluşuyor.

Bu inanışların çoğunluğu, eski zamanda denizcilik mesleğinin ölümcül tehlikeli doğasından kaynaklamakta. 19. yüzyılda, yelkenli bir gemide tayfa olduğunuzu, hayatınızın geminin dar ve karanlık kamara ve kasaralarında geçtiğini hayal edin. Yaşam şansınız, kaprisli ve bilinmez rüzgar ve hava şartlarının insafına kalmış, son kara parçasını gözden kaybetmenizin üzerinden haftalar, belki aylar geçmiş. Hava tahmini yok, telsiz yok, uydu telefonu yok.... Özetle dünyanın geri kalanı ile hiç bir iletişim imkanınız yok.... Kaptan acımasız, geminin tek hakimi... Ve tayfanın geleceği onun iki dudağı arasında.... Şartlar böyle olunca, insanın yakalayabildiği her küçük mucize ve işaretten (gerçek olsun veya olmasın) medet umması da kaçınılmaz olmaz mı? Böylelikle, denizcinin, balıkçının hayatında iyi veya kötü şans getiren her türlü emare, sembol ve işaret zamanla inanışlar haline gelmiş.

Ve bu inanışların bir çoğu günümüze kadar gelmiş... Belki de birçoğunuz gibi, ben de bu batıl inançların çoğunu, hurafe olup olmamasına bakmazsızın, düzenli uygular oldum... Bilemiyorum... siz olsanız uygulamama riskini alır mıydınız? İşte bazıları......

Seyirde olduğun sürece traş olma, kişisel bakım yapma
Seyir sırasında saç, sakal ve tırnak kesmenin kötü şans getirdiğine inanıldığından dolayı, denizcilerin çoğu saç, sakal karışmış, dağınık bir görüntü sergiler.
Teknede (Gemide) Asla Islık Çalma

Denizciler arasındaki yaygın inanış, gemide (teknede) ıslık çalmanın kötü havayı çağıracağı yönündedir. İnanışa göre ıslık çalmak, rüzgara meydan okumak anlamına gelir ve onun coşkuyla cevap vermesini sağlar... Ta ki fırtına getirene kadar hem de... Yine de bazı denizciler, yanıp rüzgarsız kaldıklarında rüzgar çağırmak için ıslık çalma cüretini gösterebilir.

Kıç Istralya Kaşımak

İnanışa göre, rüzgarsız kalıp yandığınızda kıç istralya’yı hafifçe kaşımak, kolayına rüzgar getirecektir.

Seyirden önce denize tükürmek veya şarap dökmek

Seyire çıkmadan önce, denize tükürmenin iyi şans getireceği yaygın bir inanıştır. Hatta uzun seyirler öncesi denize ve güverteye biraz şarap dökmenin de iyi şans getireceğine inanılır.

Tekneye (Gemiye) Sağ ayağınla gir

Tekneye (gemiye) adım atarken, önce sol ayağın basılmasının kötü şans getireceği çok yaygın bir inanıştır. Denizciler gemiye (tekneye) her zaman sağ ayakla girmelidir. (Tekneye adım atarken olası çaparizleri ve daracık, zıplayan pasarellaları düşününce hangi ayağının nereye bastığına dikkat etmek iyi bir fikir zaten)

Düztabanlar ve Kızıl saçlılar

Gemide gerek tayfa gerekse yolcu olarak düztaban ve kızıl saçlı kişiler bulunması kesinlikle kötü şans işaretiydi. Hatta seyire çıkmadan önce, bir denizcinin kızıl saçlı biriyle karşılaşması bile uğursuzluk sayılırdı. Bu uğursuzluğu bozmanın tek yolu, kızıl saçlı konuşmaya başlamadan önce, denizcinin onunla konuşmaya başlaması idi.

Seyire çıkmadan önce borçlarını öde

Borçlarını temizlemeden seyire çıkan tayfaların genelde talihsiz olayları ve fıtınaları çağırdıklarına inanılır... Seyire çıkmadan borçlarınızı temizleyin...

Çiçekler ve kötü şans

Çiçekleri cenazeleri ve mezarlıkları çağrıştırdığı için, tekneye (gemiye) çiçek getirilmemelidir. Herhangi bir sebeple teknede (gemide) çiçek kötü şans işaretidir. Olur da herhangi birisi tekneye (gemiye) çiçek getirdiyse, çiçek derhal suya atılmalıdır.

Ağlara tuz serpmek ve diğer balıkçı inanışları

Balıkçılar ve deniz inanışlari aslında ayrı bir yazı başlığı olur... Ama en ilginç ve yaygın olanlarından burada bahsedelim. Sezon başında, sezonun bereketli geçmesi için ağlara tuz serpmek... İlk balık yakalanana kadar herhangi birşey yememek.... Gün sona erip limana dönmeden yakalanan balıkları saymamak.. Hergün balığa çıkmamak...

Teknede (Gemide) asla muz bulundurma

Teknede (gemide) muz bulundurmanın genellikle kötü şans getirdiğine inanılır (özellikle balıkçı teknelerinde) Bu inanış, 1700’lü yıllarda Karaipler ve İspanya arasında çalışan tacir gemilerin peşpeşe kaybolması ile başlamış, bazı denizciler gemilerin yükü olan muzlar kötü şans getirdiği için gemilerin denizde kaybolduklarını öne sürmüştür. Dİğer yandan, muz kargosu beraberinde ölümcül zehirli örümcek ve yılan türlerini de gemiye getirdiği için de tayfa için tehlike oluşturmaktaydı.

Direk dibine para koymak

Direk dibine madeni para koyma geleneği oldukça eskilere, Roma dönemine kadar gider. Denizciler, tekne inşa edilirken, direkler dikilirken her direğin altına bir madeni para yerleştirmenin, gemiye iyi şans ve bereket getireceğine inanırlar.

Asla Teknenin adını değiştirme

Daha öceden isim verilmiş bir teknenin/geminin adınınn değiştirilmesi denizcilikte kötü şans olarak kabul edilir. Efsaneye göre, isim verme töreni ile her geminin adı, deniz tanrılarının “Mavilikler Defterine” nde kaydedilir, bu yüzden Pesidon'a (Deniz Tanrısı) ve Aelous'a (rüzgar Tanrısı) haber vermeden adı değiştirmek onların gazabına neden olacaktır. Başka bir açıklama ise, deniz tanrıları her tekneyi/gemiyi ismiyle tanır, korur ve kollarlar. Deniz tanrılarının bilgisi olmadan teknenin adı değiştirildiği zaman tanrılar teknenin izini kaybederler ve artık onu kollayıp, koruyamazlar.

Gerçek hayatta ise, geminin adının değiştirlmesi ile ilgili batıl inanç tamamen yarattığı pratik sorunlara dayanmaktadır. Eski çağlarda ticaret gemileri, düzenli gittikleri limanlarda isimleriyle tanınır, itibarları isimleri ile gelişirdi. Bu ticari seyirler sırasında geminin adının değiştirilmesi kaptan ve mürettebat için ikmal, eğlence, korunma gibi birçok soruna yol açardı. Kumanyası, malzemesi, desteği ve morali eksik bir gemide de işlerin yolunda gitmesi mucize olabilirdi ancak.

Bir teknenin adının değiştirilmesi gerekiyorsa, bu işlem kadim geleneklere uygun şekilde yapılmalıdır. İlk aşama teknenin/geminin eski adının gemiden ve tanrıların kayıtlarından silinmesidir. Ad silme töreni öncelikle teknenin orijinal adını bir kağıda yazmayı, katlayıp bir kutuya yerleştirmekle başlar. Daha sonra daha kutu yakılmalı ve gelgit dışarı çıkarken küller denize atılmalıdır. Bu arada teknenin Orijinal adı teknenin her yerinden silinir. Buna, etiketler, isim işli minderler, usturmaça kılıfları da dahildir. Yeniden adlandirma töreni ancka teknenin adının geleneğe uygun bir şekilde silinmesinden sonra yapılabilir.

Tekne isimlendirme gelenkleri ve törenleri geniş ve keyifli bir konu. Bununla ilgili ayrı bir blog yazım da olacak.

Teknede Kadın

Bir diğer yaygın denizci inanışı, teknede/gemide bir kadın bulunmasının kötü şans getireceğidir.

Bu inancın kökeni gemi isim koyma ritüeli ile bağlantılıdır. Söylenceye göre, eski zamanlarda tekneye ad koyma töreni için edilen tanrılara bakire bir dişi kurban edilirdi. Kurban edilmiş bakire kızın ruhunun teknede beden bulduğuna inanılırdı. İnanışa göre, teknede başka bir kadın bulunduğunda, ruhu dişi olan tekne, diğer dişiyi kıskanır ve huysuz davranmaya başlar. Söz dinlemez, durması gerektiği zaman durmaz, gitmesi gerektiği zaman gitmez.

Bu batıl inancın gerçek hayat açıklaması ise, eski çağlarda gemilerde bulunan kadınlar mürettebatın tutkularını uyandırarak, dikkatini dağıtır ve tayfa arasında kıskançlığa neden olurlardı. Mürettebatın dikkati dağıldığında ve/veya tayfa birbiriyle çatıştığında, bir gemide işerin yolunda gitmemesi de çok şaşırtıcı bir sonuç olmaz.

Neyse ki, bu eski deniz inanışı günümüzde artık sadece folklorik bir unsur olarak yaşıyor. Çağımızda birçok kadın yelken yarışçısı, gezgin ve kaptan olarak dünya denizlerinde dolaşmakta. Profesyonel anlamda ise askeri ve ticari, yolcu, yük ve balıkçı filolarında birçok kadın kötü şans endişesi olmadan çalışmakta.

Kulakların delik olsun

Eski dönem korsanları hep küpeli olarak resimlenir ve canladırılr. Çünkü korsanlar (ve denizciler) bir kulağı delerseniz, karşı taraftaki gözde görüşün olağandışı gelişeceğine inanıyorlardı. O dönem birçok denizci, balinaları veya diğer gemileri izleyebilmek, görüş yeteneklerini geliştirmek için kulaklarını deler ve küpe takardı. Bu konudaki diğer bir eski inaniş ise küpeli veya dövmeli denizcilerin boğulmayacağı yönündeydi.

Dövme Yaptır

Eski zaman denizcileri sembollerin ve alametlerin gücüneinandıkları için, genellikle iyi şans getirmek veya talihsizliği önlemek için çeşitli dövmeler yaptırıyorlardı. Örneğin, vücutlarında kazınan yıldız veya pusula gülü dövmelerinin onların sağ salim eve dönebilmelerine yardımcı olduğuna inanırlardı.

O dönem denizcilerinin bir çoğu yüzme bilmezdi. Boğulmalarını önlemek için horoz veya domuz dövmeleri yaptırırlardı. İnanışa göre, olası bir deniz kazasında Tanrılar, horozları veya domuzları görüp insafa gelecek ve denizcileri alarak güvenli bir şekilde karaya döndüreceklerdi.

Bu batıl inanç, bir gemi enkazından arta kalan yegane canlıların horozlar, tavuklar ve domuzlar olmasından kaynaklanıyordu. Aslında, domuzlar içgüdü olarak yüzebiliyor, tavuk ve horozların ahşaptan yapılma taşıma kafesleri de onların yüzeyde kalmasını sağlıyordu.

Yumurta kabuklarını mutlaka ufala

Bir denizci yumurta kabuklarını her zaman küçük parçalara ayırmalıdır. Çünkü iyice ufalanmamış yumurta kabukları, bir cadı tarafından bulunup alıp yelkenli olarak kullanılabilir. Denize açılan cadılar gemileri batıracak fırtınalar yaratacak büyüler yapacaktır.

Yanlızca denizciler değil, 19. yüzyılda İrlandalı göçmenler, Amerika'ya göç ederken kendilerne eşlik eden perilerin, tekne bulup İrlanda’ya dönmelerini önlemek yumurta kabuklarını kırarlardı.

Hayvanlara ilişkin alametler

Eski denizcilerde çeşitli hayvanların davranışlarını alamet olarak yorumlamak da oldukça yaygın bir inanıştı. Bazı hayvanların kendini göstermesi veya bazılarının öldürülmesi iyi veya kötü şans anlamına geliyordu. Bu inanışlar genelde saf batıl inanç olarak görünüyor olsa da, bazılarının mantıklı açıklamaları da var... Örneğin, deniz kuşlarının karaya yakın bölgelerde görülmesi gibi... Denizci inanışlarındaki en yaygın hayvan alametleri ...

Köpekbalıkları ölümün işaretidir.Gemiyi takip eden bir köpekbalığı kaçınılmaz ölümün bir işareti olarak algılanırdı. Aslında köpekbalıklarının gemileri takip etmesinin gerçek nedeni, kamarotun kıç güverteden denize dötüğü balık veya yiyecek kalıntılarını yemekti. Öte yandan, gemi ile birlikte Yunuslar her zaman iyi şans belirtisi idi. Ve tabii ki bir yunusu öldürmenin de geminin üzerine kaçamayacakları bir lanet getireceğini bilirlerdi.

Deniz kuşları nın ölen denizcilerin ruhlarını taşıdığı inanılırdı. Bir deniz kuşu görmek iyi bir alâmet, bir deniz kuşu öldürmek ise kötü talih belirtisi kabul edilirdi. Be eski inanışa göre kırlangıç, albatros veya martı gibi deniz kuşlarını görmek her zaman iyi şans bir işaretidir. Bazı İskandinav bölgelerinde karabataklar iyi alamet olarak kabul edilir. Özellikle, Norveç geleneğinde denizde kaybolan denizcilerin ruhlarının, karabatak kılığına girip, sevdiklerini ziyarete geldiklerine inanılırdı.

Tavşan kötüye alamettir.Denizcilikte, gemide tavşan bulundurmanın kötü şans getireceğine inanılırdı. Hatta sadece “Tavşan” kelimesinin kullanılması bile kötü bir alamet olabileceği için, denizciler onları “uzun kulaklı hayvan” olarak adlandırırlardı. Teknelerinde bir tavşan bulan denizciler, genellikle o gün denize çıkmazlar ve evde kalırlardı.

Diğer denizci inanışları

  • Gemide somon olması kötü şans getirir.
  • Gel-git yükseliyorken hiç bir hasta ölmez.
  • Giysinin yakasına dokunmak iyi şans getirir.
  • Din adamları gemide hoş karşılanmaz.
  • Gemide bir şapka kaybetmek, o yolculuğun uzun süreceği anlamına gelir.

Ve sonuncusu…. Bir "geminin kedisi" ni benimsemek iyi şans getirir. (Bu başka bir harika konu ve yakın gelecekte bu blogda “Tekne kedileri” ni ele alacağım).


Yeni yorum ekle